Attila İlhan'la Siyaset Güncesi
Attila İlhan
Ekonomist, öğretim üyesi Erol Manisalı, şair, romancı Attila İlhan'la söyleşilerini toplamış.

Tür bakımından ender rastlanan bir çalışma. Genellikle konuşulur, tartışılır ve insan hafızası bunları unutur gider. Oysa, o gün konuşulan bir konu kayda geçse, ilerideki günlerde bir metnin boyut kazanmasını sağlayacak malzemeyi taşır. Erol Manisalı, sözün uçtuğunu, yazının kaldığını bilen bir aydın olduğundan, Attila İlhan'la konuşmalarından belleğinde kalanları kayda geçirmiş, şairin onayını aldıktan sonra da yayına hazırlamış.

Kitabın sorumluluğunu üzerine alıyor Manisalı, çünkü yazdıklarım her ne kadar onunla yapılan söyleşilerden çıkmışsa da gene ben kendi penceremden yazdım diyor.

Attila İlhan'ın kitaplarını, özellikle köşe yazılarını okuduysanız, Erol Manisalı'nın da yazılarını, kitaplarını biliyorsanız ikisinin de çoğu zaman uyuma vardığını farkedersiniz...


Yayınevi: Derin Yayınları
169 sayfa
ISBN: 9756463384

Kitap Tartışmaları

You must be to comment.

    Okuyucu Soru ve Yanıt Bölümü

    İçerik...

    Bu kitabın dahil oldugu listopediler

    İçerik...

    Topluluk Yorumları

    İçerik...

    Okurlar bu kitapları da beğendiler

    Konular

    İçerik...
    (15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005) Menemen'de doğdu.Lise birinci sınıftayken bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanması sonucu, 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkanlarıyla yayınladı.
    1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı.
    Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 1968'te evlendi, 15 yıl evli kaldı.
    1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. 81'e kadar Ankara'da kalan yazar bu tarihten sonra İstanbul'a yerleşti. Çeşitli gazete ve dergilerde yazmayı sürdürdü. Yine bu yıllarda; Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür isimli televizyon dizilerinin senaryolarını yazdı.
    İlk romanı Sokaktaki Adam yayınlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... bir çok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996).
    Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul, İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde irdeliyordu.
    Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlayabileceğimiz edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir- ki sonradan yazdığı beş kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmuştur-. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları ve O Karanlıkta Biz bu seriyi oluşturan romanlar. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşebaşlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden herbiri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğunu görürüz.
    Attilâ İlhan, Fena Halde Leman ve Haco Hanım Vay adlı eserlerinde ise cinsellik sorununa cesaretle eğilerek okuru yeni bir boyut üzerinde düşünmeye yönlendirmektedir. Her iki romanda da olaylar ve kişiler kadın eşcinselliğinin, çift cinselliğin ve çifte benlik duyumsamasının gizlerini sergilemeye yönelik canlı ve renkli bir anlatımla işlenmektedir. Türk kamuoyunda adının kolaylıkla telaffuz edilmediği ancak oldukça yaygın olduğu bilinen bu tür ilişkinin, yazınımızda böylesi bir cesaretle işlenmesi yayınlandıkları dönemlerde kitapların ses getirmesine ve edebiyat çevrelerinde tartışılmasına neden olmuştu.
    Attila İlhan, 11 Ekim 2005 tarihinde yaşama veda etti.

    Attila İlhan'ın bazı kitapları

    Bu kitabı paylaş

    En yukarı git